banner15
banner12
Öne Çıkanlar Artvinliler Konfederasyonu Genel Başkanı Fetanet Yıldırım önemli açıklamalarda bulundu. 10 YILDIR DÜŞLERE HAYAT VERİYOR Panorama 1326 spor turizm

DİYANET SEN BURSA 1 VE 2 NO’LU ŞUBELERDEN EĞİTİM-İŞ’E TEPKİ

Diyanet Sen Bursa 1 ve 2 No’lu Şubeler yaptıkları ortak basın açıklamasında “Kur’an eğitimine
karşı çıkmak sendikal faaliyet değil, 28 Şubat STK’cılığının köhneleşmiş hezeyanıdır” dediler.
Diyanet Sen Bursa 1 ve 2 No’lu Şubeler yaptıkları ortak basın açıklamasında “Kur’an eğitimine karşı çıkmak
sendikal faaliyet değil, 28 Şubat STK’cılığının köhneleşmiş hezeyanıdır” dediler. Eğitim-İş Sendikası, Milli
Eğitim Bakanlığı’nın düzenlediği ve bir protokol çerçevesinde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yürütülen
4-6 yaş grubu çocuklar için Kur’an Kursu eğitim programının yürütmesinin durdurulması ve iptali için
Danıştay’a dava açmasına tepki gösteren Diyanet Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Mustafa Sarkı, “Bunu da
laik, bilimsel, demokratik ve kamusal eğitim mücadelesi olarak pazarlamaya çalışıyorlar. Mezkur sendika
taşıdığı 28 Şubat artığı zihniyetle gerçekleri saptırmakta, hakikati çarpıtmakta, kamuoyunu yanıltmaktadır”
dedi.
Konuyla ilgili sendikaların yapmış olduğu yazılı açıklamada, "Bu sebeple, 2013'ten beri yürütülen bu
çalışma ile ilgili olarak öncelikle şu tespitleri Türkiye kamuoyu ile paylaşmak isteriz" denilerek, belirtilen
tespitler şu şekilde sıralandı:
Söz konusu program 2013 yılından beri yürütülmektedir. Bu program Milli Eğitim Bakanlığı’nın Diyanet
İşleri Başkanlığı ile imzaladığı bir protokol çerçevesinde ve denetime açık olarak uygulanmaktadır. Milli
Eğitim Bakanlığı nasıl ki devletin bir kurumu ise Diyanet İşleri Başkanlığı da devletin kurumudur. Milli
Eğitim Bakanlığı, velilerin talep ve tercihlerine göre çeşitli eğitim programları düzenlemektedir. Çarpıtma
iddialarla yargıya taşınan söz konusu program, değerler eğitimi ile ilgili veli talebini karşılamak üzere
hazırlanmıştır. Bu eğitim programı için Diyanet İşleri Başkanlığı ile yapılan protokol, mezkur sendikanın
iddia ve çarpıtmalarının aksine eğitimin teşere edilmesi değil, o alanda devletin bir başka kurumundan
uzman eğitim/eğitimci desteği alınmasıdır.
SENDİKANIN EN BÜYÜK KAYGISI DİNİ EĞİTİM
Bakanlık velilerin diğer konularla ilgili eğitim taleplerini de aynı şekilde ve aynı yöntemle karşılamaktadır.
O nedenle bu protokoller sadece Diyanet İşleri Başkanlığı ile yapılmamakta, bakanlık uyguladığı çeşitli
eğitim programlarında, ilgili alanda uzmanlaşmış ve temayüz etmiş çeşitli kamu ya da özel kuruluşlarla de
benzer şekilde protokoller imzalamaktadır. Protokol kapsamında verilecek eğitimden bir öğrencinin
faydalanabilmesi için okul öncesi eğitim kurumuna kayıtlı olması şartı aranmaktadır. Eğitim süresince Okul
Öncesi Öğretmenleri ve Kur' an Kursu öğreticileri birlikte hareket etmektedir. Bu programda görev
alabilmek için Kur’an Kursu öğreticisi olmak için aranan şartları taşımanın yanı sıra ayrıca Halk Eğitim
Merkezlerinden 936 saatlik (6 ay) çocuk gelişimi sertifikasına sahip olma şartı da aranmaktadır. Milli Eğitim
Bakanlığı’nın kontrol ve denetiminde gerçekleşen Kur’an Kursu eğitimi dernek ve vakıflar tarafından değil,
bizzat Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı il ve ilçe müftülükleri marifetiyle yürütülmektedir. Program,
Anayasa’nın Din ve Vicdan Hürriyeti başlıklı 24. Maddesinde ifade edilen “Herkes, vicdan, dini inanç ve
kanaat hürriyetine sahiptir.” ve “Din ve ahlak eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında
yapılır.” hükümlerinden dayanak almaktadır. Aynı maddede; “Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve
ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve
öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.” denmek
suretiyle ailelerin çocuklarına zorunlu din eğitimi dışında din eğitim ve öğretimi verebileceğini ifade
etmektedir. 4-6 yaş grubu çocuklara Kur’an Kursu eğitimi de ailelerin bu anlamdaki talebine MEB’in verdiği
karşılıktır. Mezkur sendikanın kaygısının Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir başka kurumla işbirliği yapması

olmadığı, bilakis çocuklara din eğitimi verilmesi olduğu yaptığı açıklamadan ve diğer kurumlarla yapılan
işbirliklerine itiraz etmemesinden açıkça anlaşılmaktadır.
Diyanet Sen Bursa 2 No’lu Şube Başkanı Kemal Göleç, Eğitim-İş sendikasının esas hedefinin eğitim de dahil
toplumsal hayattan inanç ve değerlerin tümüyle çıkarılması olduğunu belirterek açıklamada şu ifadelere
yer verdi:
“Her ne kadar bu izahatları, çarpıtılarak ve saptırılarak yargıya taşınan meselenin hakikatini Türkiye
kamuoyu bilsin diye yapıyorsak da, biliyoruz ki mezkur sendikanın esas hedefi eğitim de dahil toplumsal
hayattan inanç ve değerlerin tümüyle çıkarılmasıdır. Bu nedenle de adı geçen sendika saydığımız bu
gerçekleri bilinçli bir şekilde göz ardı etmekte, sözde bilimsellik ve laiklik adı altında milletin dini
değerlerini aşağılamaktadır. Nitekim, milletin değerlerine ve inancına saldırmayı misyon edinmiş bu
STK’nın amacının ‘’üzüm yemek değil bağcıyı dövmek’’ olduğu yaptığı açıklamada da görülmektedir”
100 YILDIR DEĞİŞMEYEN DÜŞÜNCE
Milletin inançlarına gericilik ve irtica söylemiyle saldırmayı marifet sanan 18. Yüzyıldan kalma bu
aydınlanmacı pozitivist zihniyet, bütün dünyada fosilleştiği halde kimi odaklarca Türkiye’de çeşitli isim ve
biçimlerde yaşatılmaya devam etmektedir. Aynı zihniyet on yıllarca siyasi alanı tekelleştirmek, bürokrasiyi
elinde tutmak için Türkiye’nin mütedeyyin halkını kamusal alandan dışlamıştır. Halka rağmen halk için
saçmalığını erdem, dinsizliği bilimsellik, batı düşüncesinin ilkelerini evrensellik diye yutturan bu jakoben
faşist anlayış mütedeyyin halkın inanç ve değerlerine saldırmak için yalan haberler üretmekte, gerçekleri
saptırmakta ve sebepler uydurmakta beis görmemektedir. 28 Şubat’ta da darbeci kimliğiyle halkın
değerlerine saldıran yine bu zihniyetti. O gün darbe sürecini yalanlarıyla hazırlayanlar da, darbeyi yapanlar
da, darbeyi destekleyenler de bu köhne kafanın çeşitli alanlarda tebarüz etmiş formlarıydı. Apoletli
sendikacılığın en çirkin örneklerini de yine bu zihniyet 5’li çete içinde postal yalayıcılığı yaprak vermişti.
Marjinalleştiği oranda saldırganlaşan 28 Şubat artığı bu zihniyetin en bariz özelliği toplum düşmanlığıdır.
Bu nedenle her fırsatta ilerici – gerici söylemini kullanarak toplumu ve değerlerini aşağılamaktadır.
Mütedeyyin kesimin her iş ve organizasyonuna gerici damgası vurmakta, 100 yıldır değişmeyen aşağılayıcı
ve bir o kadar da irrasyonel bu iğrenç retoriği sürdürmektedir.
MEYDANI FOSİLLEŞMİŞ POZİTİVİST AYDINLANMACI KAFAYA BIRAKMAYACAĞIZ
Bu köhne zihniyet, toplumun göz bebeği Diyanet İşleri Başkanlığı’nı, bu yapıya bağlı kamu görevlilerini,
DİB’e bağlı kurum ve kuruluşlar ile her türlü faaliyeti karalamak için karakterine uygun her türlü yalan ve
iftiraya başvurmayı mücadele addetmektedir. Dünyada savunucusu kalmayan, sadece bir sömürü ve baskı
aparatı olarak İslam dünyasına saldırı amacıyla kullanılan bir ilkel epistemolojiden beslenen bu zihniyet
esasen Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden toplumun inanç ve değerleriyle kavga etmekte, Batılı
efendilerinin sömürü düzenine zemin hazırlamaktadır. Milletimiz, bu zihniyete bugüne kadar prim
vermediği gibi bugünden sonra da prim vermeyecektir. Çünkü milletimiz bu zihniyeti, zulümlerine bizzat
maruz kalarak tanımıştır. Ancak bu jakoben zihniyetin borusunun öttüğü zamanlar eski Türkiye’nin ibretlik
sayfalarında kalmıştır. O nedenle ne attıkları çamur tutmaktadır ne de söylemleri maşeri vicdanda akis
bulmaktadır. Biz Diyanet-Sen olarak, inancımızı ve medeniyet değerlerimizi öğrenme ve öğretme azmini
ifade eden söz konusu eğitimleri çok önemli görüyor ve destekliyoruz.
Diyanet Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Mustafa Sarkı ortak basın açıklamasının sonunda, “Diyanet
kurumunu ve diyanet çalışanlarını töhmet altında bırakan, her fırsatta saldırganca tutumlar takınan ve
buna sendikacılık faaliyeti diyen mezkur sendikanın yargıya taşıdığı söz konusu Kur’an Kursu programını
hem anayasaya, hem yasalara hem de temel insan haklarına uygun; toplumsal bir talebin karşılanması
olarak uygulandığı için meşru; inancını bilen, medeniyet değerlerini tanıyan ve taşıyan nesillerin yetişmesi
için de elzem gördüğümüzü ilan ediyoruz. Ayrıca bu konuda meydanı fosilleşmiş pozitivist aydınlanmacı
kafaya bırakmayacağımızın da bilinmesini istiyoruz” diyerek açıklamayı sonlandırdı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner1