Buğdayda yüzde 26,7, zeytinde yüzde 55,7, fındıkta yüzde 62,
kirazda yüzde 255 ve kayısıda yüzde 292 oranında üretim artışı öngörülürken; pamukta yüzde
32,5, kuru fasulyede yüzde 15 ve mısırda yüzde 5,9 üretim düşüşü tahmin ediliyor.
TÜİK’in açıkladığı verileri değerlendiren CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, AKP
döneminde bitkisel üretimin yerinde saydığını belirtirken, asıl sorunun Türkiye tarımındaki
plansızlık ve dışa bağımlılık olduğunu söyledi. Sarıbal, AKP döneminde tarım politikalarının
küçük üreticiyi korumak yerine piyasaya ve ithalata dayalı bir modele dönüştürüldüğünü
belirterek, “Bugün bazı ürünlerde yüksek üretim artışı görülmesi tarımın güçlendiği anlamına
gelmiyor. Çünkü üretim hala iklim koşullarına, piyasa dalgalanmalarına ve ithalat
politikalarına bağlı kırılgan bir yapı içinde sürüyor” dedi. 2002-2024 döneminde nüfus
yaklaşık 20 milyon artmasına rağmen kişi başına üretimin birçok temel üründe gerilediğine
dikkati çeken Sarıbal, “Kişi başına üretim; buğdayda 295 kilodan 243 kiloya, kırmızı
mercimekte 8 kilodan 5 kiloya, nohutta 10 kilodan 7 kiloya, pamukta 15 kilodan 10 kiloya,
tütünde 2 kilodan 1 kiloya, kavun ve karpuzda 97 kilodan 55 kiloya düştü. Buna karşılık;
mısırda 32 kilodan 95 kiloya, ayçiçeğinde 13 kilodan 26 kiloya, şeker pancarında 250 kilodan
262 kiloya, domateste 143 kilodan 171 kiloya yükseldi. Patates ve soğanda ise kişi başına
üretim sabit kaldı. Tarımsal üretimde yaşanan sorun yalnızca kuraklık ya da zirai don değildir.
Sulama altyapısının tamamlanmaması, kamusal yatırımların yetersizliği ve üreticiyi piyasanın
insafına bırakan politikalar bugünkü tablonun temel nedenidir” ifadelerini kullandı.
ALTI ÜRÜNDE 118 MİLYAR DOLARLIK İTHALAT
Milletvekili Sarıbal, Türkiye’de uygulanan tarım politikalarının ekolojik yıkımı ve dışa
bağımlılığı büyüttüğünü söyledi. Endüstriyel tarım modelinin yoğun kimyasal kullanımına
dayandığını ifade eden Sarıbal, toprağın, suyun ve doğal yaşamın piyasaya açıldığını;
madencilik, enerji ve büyük altyapı projeleri nedeniyle tarım alanlarının giderek daraldığını
kaydetti. Meraların, zeytinliklerin ve su havzalarının sermaye birikiminin yeni alanlarına
dönüştürüldüğünü belirten Sarıbal, tarımsal üretimdeki kırılganlığın yapısal nedenlerine
dikkati çekti. AKP döneminde buğday, mısır, soya, ayçiçeği, pamuk ve tütün gibi stratejik
ürünlerde net ithalatçı konuma gelindiğini belirten Sarıbal, yalnızca bu altı kalemde toplam
118 milyar dolarlık ithalat yapıldığını kaydetti.
UN İHRACATI GERİLİYOR
Milletvekili Sarıbal, AKP döneminde Türkiye’nin buğday üretiminde dışa bağımlı hale
getirildiğini belirterek, yaklaşık 31 milyar dolar karşılığında 112 milyon ton buğday ithalatı
yapıldığını söyledi. Dünyanın önemli un ihracatçılarından biri olan Türkiye’nin kullandığı
buğdayın yüzde 95’ini Rusya’dan ithal ettiğine dikkati çeken Sarıbal, iktidarın yıllardır bu
ithalatı “un ihracatı için gerekli” diyerek savunduğunu ifade etti. Türkiye’nin Rusya’dan ithal
ettiği buğdayı işleyerek Ortadoğu ve Afrika ülkelerine sattığını belirten Sarıbal, ancak son
yıllarda bu modelin de tıkandığını söyledi. Son üç yıldır un ihracatında gerileme yaşandığını
kaydeden Sarıbal, yalnızca son iki yıldaki düşüşün yüzde 36’ya ulaştığını ifade etti. Rusya’nın
doğrudan un ihracatına başlamasının Türkiye açısından önemli bir kırılma yarattığını belirten
Sarıbal, “Bu tablo, yalnızca ithalata dayalı bir üretim modelinin sürdürülemez olduğunu
gösteriyor. Türkiye’nin düşük katma değerli ihracat yerine, tarımda planlı üretime ve daha
yüksek katma değerli ürünlere yönelmesi artık stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir”
değerlendirmesinde bulundu.
HAYVANCILIKTA DIŞA BAĞIMLILIK KALICI HALE GELDİ
Milletvekili Sarıbal, hayvancılıkta yaşanan krizin temelinde yıllardır sürdürülen yanlış
politikaların bulunduğunu belirterek, AKP döneminde yerli üretimin desteklenmediğini ve
sektörün ithalata bağımlı hale getirildiğini söyledi. İktidarın ilk yıllarında süt hayvancılığına
yönelik desteklerin yetersiz kaldığını ifade eden Sarıbal, düşük süt fiyatları ve hızla artan yem
maliyetleri nedeniyle binlerce üreticinin sektörden çekildiğini kaydetti. Özellikle 2008-2009
döneminde “buzağı maması” adı altında yağsız süt tozu ithalatına izin verilmesiyle
sanayicilerin ucuz ithal ürüne yöneldiğini belirten Sarıbal, bunun çiğ süt fiyatlarını daha da
düşürdüğünü ve yaklaşık 1 milyon anaç ineğin kesime gönderildiğini söyledi. Hayvan
varlığındaki azalmanın kısa sürede kırmızı et fiyatlarını yükselttiğini ifade eden Sarıbal,
iktidarın çözümü yine ithalatta aradığını vurguladı. AKP’nin yerli üretimi güçlendirmek
yerine canlı hayvan ve dondurulmuş et ithalatını tercih ettiğini belirten Sarıbal, “Böylece
hayvancılıkta dışa bağımlılığın temelleri atıldı ve bu bağımlılık yıllar içinde kalıcı hale geldi.
7,8 milyon büyükbaş hayvan ithalatı için 10,6 milyar dolar, 3,2 milyon küçükbaş hayvan
ithalatı için 395 milyon dolar ve 482 bin ton kırmızı et ithalatı için 2,7 milyar dolar harcandı.
Böylece toplam 13,7 milyar dolarlık kaynak Güney Amerika ve Avrupa’daki hayvancılık
şirketlerine aktarılmış oldu. Kazanan halk değil; ithalat lobileri ve büyük et şirketleri oldu.
Milyarlarca dolarlık kaynak transferine rağmen üretici de tüketici de korunmadı”
değerlendirmesinde bulundu. Sarıbal, Türkiye’de tarımın içinde bulunduğu krizden çıkış
yolunun kamucu ve üretici odaklı bir tarım modelinde olduğunu söyledi.





