banner15
Öne Çıkanlar ABD BMD Pi DERİ enerji

MİSİ AKADEMİ'DE EKMEĞİN ÖYKÜSÜ ELE ALINDI

Nilüfer Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü’nün iki haftada bir düzenlediği ve büyük ilgi gören
Misi Akademi etkinlikleri kapsamında yeni dönemde yine birçok kişinin ilgisini çekecek
konular ele alınıyor. Misi Akademi’de bu defa ekmeğin serüveni konu edildi. “Ekmeğin
Öyküsü: Başlangıcından Günümüze Ekmeğin Mitoloji ve Arkeoloji Dünyasındaki İzleri”
başlıklı atölye arkeolog ve yazar İsmail Gezgin rehberliğinde düzenlendi. Büyük ilgi gören
atölye, çevrim içi olarak düzenlendi ve iki gün sürdü. Atölyeye Bursa dışından da çok sayıda
katılım oldu.
Arkeolog ve yazar İsmail Gezgin atölyede, insanların zihninde ekmeğin binlerce yıl nasıl
kodlandığını, hangi anlamlara geldiğini, kimler için hangi ekmeklerin üretildiğini, nasıl
üretildiğini mitolojik örneklerle anlattı. Gezgin, “Üç büyük uygarlıktan söz etmek gerekir.
Buğday Uygarlığı, Mısır Uygarlığı ve Pirinç Uygarlığı. Dünya nüfusuna baktığımızda da
büyük oranda bu ürünler tüketiliyor. Tabii patates gibi birkaç ürün daha önemli yer tutuyor.
Bu üç beş bitkinin dünya nüfusunun karnını doyurmaya yettiğini biliyoruz” dedi.
Buğdayın sadece ekmeğin hammaddesi değil, aynı zamanda içinde yaşadığımız uygarlığın
kurucu besini olduğunu ifade eden Gezgin, iktidar, inanç, hukuk, yerleşik yaşam,
evcilleştirme, sınıflı toplum, cinsiyet rolleri ve daha birçok şeyi insanın sırtına yükleyen
Buğday Uygarlığı’nı ve onun en temel besin maddesi olan ekmeğin serüvenini, arkeolojik ve
mitolojik örneklerle paylaştı.
Arkeolojik olarak insanın en başından bu yana buğday yemediğini anlatan Gezgin şöyle
devam etti: “İnsanla buğdayın karşılaşması için her ikisinin de kendini geliştirmesi gerekmiş.
Antik çağdan itibaren aslında GDO’nun var olduğunu biliyoruz. Bugün yediğimiz buğday
asla avcı toplayıcıların tarım öncesinde yedikleri buğday değildir. Ya da ilk tarımcıların ektiği
buğday değildir. O buğdayla bugünkü buğdayın içeriğini karşılaştırdığımız zaman inanılmaz
farklar var. Zaten buğday kimyasal işlemden geçirilip yenebilecek bir madde. Orijinal
buğdayda protein miktarı yüzde 26. Bugün yediğimiz en iyi buğdayın protein miktarı yüzde
13-14. İnsanın buğdayla beslenme çabasının altında en büyük rasyonel gerekçe bu protein
oranı. Her şeyin genetiği değişiyor. Çünkü kendi kendine doğada üreyen buğday, birden
insanların ürettiği bir şeye dönüşünce onun da öncelikleri değişiyor ve toprağa düşme
derdinden kurtuluyor. İnsan her zaman tarımsal üretim sürecinde niceliği, niteliğe tercih
etmiş. Yani çok vereni, daha fazla besleyici olana tercih etmiş. Bugün de köylü öyle daha
fazla ürün elde etme peşinde. Dolayısıyla inanılmaz bir değişim dönüşüm var.”
Atölyede, Göbeklitepe, tarım gibi konuların yanı sıra, farklı kültürlerde ekmek yapımı,
çeşitleri, ideolojik ve sınıfsal rollerini ele alan Gezgin, çiftçinin tarlasından kraliyet
sofralarına ekmeğin serüvenini ilgi çeken örneklerle anlattı. Eskiden ekmek yapımında neler
kullanıldığını nasıl yapıldığını anlatan Gezgin, katılımcıların sorularını da yanıtladı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner22

banner1

banner21