Öne Çıkanlar bursa corona OSMANGAZİ KORONAVİRÜS İnce Medya
banner13

NİLÜFER'İN HAVA VE SU ANALİZ RAPORLARI AÇIKLANDI

Hava kirliliğinin
hayatı tehdit eden ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini söyleyen Pala, su yoksulu bir kente
dönüşen Bursa’da su kaynaklarının nasıl kullanılacağı konusunda da çalışma yapılması gerektiğini

vurguladı.

Nilüfer Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından yürütülen "2022 Yılı
Hava ve Su Kirliliği İzleme Çalışmaları"na ilişkin rapor, Nilüfer Barış Meclisi’nde düzenlenen basın
toplantısında kamuoyuyla paylaşıldı. Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, Başkan Yardımcısı
Zafer Yıldız ile Nilüfer Belediyesi Halk Sağlığı Danışmanı Prof. Dr. Kayıhan Pala’nın yer aldığı basın
toplantısı geniş katılımla gerçekleşti.
Toplantıda analiz sonuçlarını açıklayan Prof. Dr. Kayıhan Pala, dış ortam ve iç ortam hava
kirliliğinin, çeşitli hastalıklara ve ölümlere yol açtığına vurgu yaparak; “Temel olarak endüstri ve kötü
kentleşmeden kaynaklanan dış ortam hava kirliliği, kanser ölümlerinin önde gelen çevresel nedenidir.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan araştırmada, Türkiye'de 2018 yılında 72 ilde 44.617 kişinin
Partiküller madde 2,5 (PM2.5) kirliliği nedeniyle erken öldüğü tahmin edilmiştir. Aynı araştırmanın
bulgularına göre Bursa’da 2 bin 822 kişi uzun süreli PM2.5 kirliliğine bağlı olarak 2018 yılında
hayatını erken kaybetmiştir” dedi. Bursa’nın, Türkiye genelinde havası en kirli illerden biri
olduğunu belirten Prof. Dr. Pala, Türkiye’deki sınır değerlerin Dünya Sağlık Örgütü değerlerinin çok
üstünde olduğuna da dikkat çekti. Türkiye’de SO2 (µg/m3) sınır değerinin 125 olduğunu, bu sınır
değerin Dünya Sağlık Örgütü’nde ise 40 olarak belirlendiğini söyleyen Prof. Dr. Kayıhan Pala, “En
önemli sağlık sorunlarına yol açan hava kirleticilerinden biri olmasına karşın, ülkemizde halen PM2.5
için belirlenmiş herhangi bir ulusal sınır değer yoktur. Partikül maddelerden yalnızca PM10 için ulusal
sınır değer belirlenmiştir” dedi.
Nilüfer’in hava kalitesini de değerlendiren Pala, “12 ay boyunca PM10 derişimleri hem Dünya
Sağlık Örgütü rehber değerinin hem de ulusal sınır değerin üzerindedir. PM2.5 derişimleri ise Dünya
Sağlık Örgütü rehber değerlerinin üzerindedir. SO2 derişimleri ise ulusal sınır değerin ve Dünya
Sağlık Örgütü rehber değerinin altındadır. NO2 derişimleri 9 ay boyunca ulusal sınır değerin, 12 ay
boyunca da Dünya Sağlık Örgütü rehber değerlerinin üzerindedir, 12 ay boyunca O3 derişimleri ulusal
sınır değerin ve Dünya Sağlık Örgütü rehber değerinin altındadır. Bu bulgular Nilüfer’deki partikül
maddelerden ve azot oksitlerinden kaynaklanan hava kirliliğini açık olarak göstermektedir” şeklinde
konuştu.
Bursa’da ‘Marmara Temiz Hava Merkezi Hava Kalitesi İzleme Ağı’ kapsamında 2022 yılında
dokuz hava kalitesi ölçüm istasyonu bulunduğunu belirten Pala, “Ancak ölçümü yapılan kirleticilerin
bulundukları istasyonların coğrafi dağılımı Bursa’nın tümü için bilgi vermekten uzaktır. Özellikle kent
merkezindeki organize sanayi bölgeleri gibi kirletici kaynakların kirliliğini izlemek üzere istasyonlar
kurulmamış olması önemli bir eksikliktir” dedi.
Bursa’nın doğusundan batısına kadar kentin tamamının çok ciddi bir kirlilikle karşı karşıya
olduğunu vurgulayan Pala, “Bursa’da partiküller madde açısından çok ciddi kirlilik var. Ancak bu
konuda ciddi bir adım atılmış değil. Bursa’da hava kirliliği özellikle son yıllarda çok ciddi bir sorun
olarak karşımızda durmaktadır. Örneğin yasal düzenlemelere göre 24 saatlik ortalama PM10 ulusal
sınır değeri yılda en çok 35 gün aşılabilir olmasına karşın, Bursa’da yüzlerce kez aşılmaktadır. Bu
konu bilim insanları ve meslek odaları tarafından birçok kez gündeme getirilmiş olmasına karşın,
halen etkin bir önlem alınmadığı anlaşılmaktadır” dedi. Pala hava kirliliği ile mücadele için yapılması
gerekenleri de şöyle açıkladı: “Bursa’da hava kirliliğine yol açan kirlilik kaynakları bilimsel
yöntemlerle ortaya konulmalı ve kirliliği kaynakta yok etmek üzere bilimsel eylem planları
hazırlanmalı, uygulamaya konulmalı, izlenmeli ve denetlenmelidir.”
Su raporunu da açıklayan ve Bursa’nın şu an içme suyu sıkıntısı ile karşı karşıya olduğuna
dikkat çeken Pala, “Bursa’da kentsel alanda suyu en fazla sanayi tüketiyor. Siz, sanayinin tüketimine
sınır getirmeden, her gün çok fazla miktarda su tüketecek sanayi tesislerine izin verirken, evde
musluğu damlatmayın diyerek bu sorunu çözemezsiniz. Hem iklim krizini dikkate alacaksınız hem su
kaynaklarını kimin tükettiğini dikkate alacaksınız ki bu kentte yaşayanlar doğru düzgün suya
erişebilsin. Burada ciddi bir sıkıntı var. 2022’de çok ciddi bir kuraklık ve su eksikliği var. Gelecek 3-5
yıl içinde barajların doluluk oranları bugünleri aratacak şekilde eksilebilir. Su kaynaklarını nasıl
kullanacağımıza çok dikkat etmemiz gerekir. Evliya Çelebi’nin yıllar önce söylediği gibi Bursa, sudan
ibaret bir kent değil, Bursa maalesef su yoksulu bir kent. Kentsel alanda birinci sırada su tüketimini
endüstri yapıyor. Bursa ve Türkiye genelinde birinci sırada tarım ve bahçe sulama var. Bahçe

sulamadan vazgeçsek, endüstriyi kontrol altına alabilsek Türkiye’de su sorununu büyük ölçüde çözme
ihtimalimiz var” diye konuştu
Pala, yeterli ve güvenli suya erişememenin önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna vurgu
yaparak, kentlerde güvenli içme suyu sağlamanın en önemli yolunun tüm adımları içeren “Su
Güvenlik Planı” oluşturulması olduğunu da kaydetti. Bursa’da kişi başına düşen içme suyu
tüketiminin Türkiye ortalamasının altında olduğuna da dikkat çeken Pala, “Türkiye’de 2020 yılında
belediyeler tarafından içme ve kullanma suyu şebekesine kişi başına günde ortalama 228 litre su
çekilirken, Bursa’da Türkiye ortalamasının altında, 199 litre su çekilebilmiştir. İlçelere göre dağlımda
da kişi başı 185 litre ile Nilüfer ilk sırada yer alırken, 106 litre ile Gürsu ilçesi en alt sırada yer alıyor.
Bu rakamlar su kullanımının sosyo ekonomik duruma göre çeşitlilik gösterdiğini ortaya koyuyor”
dedi.
Nilüfer Belediyesi’nin 2002 yılından bu yana su analizleri yaptığını belirten Pala, Nilüfer
Belediyesi sınırları içerisinde belirlenen noktalardan kentsel alandaki 42 mahalleden ayda bir ve kırsal
alandaki 22 mahalleden iki ayda bir olmak üzere periyodik olarak su örneği alındığını ve suda klor
düzeyine bakıldığını belirtti. Pala, “Nilüfer’de kentsel alanda alınan su örneklerinin tamamı
bakteriyolojik açıdan temiz bulunmuştur. Kentsel alanda şebeke suyunda klor düzeyi düşük bulunan
su örneği oranı yüzde 2’dir” dedi. Pala, kırsal mahallelerde bulunan hayrat çeşmelerinden alınan su
numunelerinin ise yüzde 84,9’unun bakteriyolojik açıdan kirli bulunduğunu belirterek vatandaşları
uyardı. Üretilen suyun bir bağımsız gözetim grubu tarafından denetleniyor olması gerektiğine dikkat
çeken Pala, “Bunu, yıllardır öneriyoruz. BUSKİ, üniversiteler ve yerel yönetimlerin iş birliğiyle
bağımsız bir grup kursun. O bağımsız grup, akredite bir laboratuar aracılığıyla sürekli izlesin ve
sürekli topluma bilgi versin. Böyle olunca toplumun güveni yüksek düzeye erişecektir” dedi.
Prof. Dr. Kayıhan Pala, “Bursa’da arıtma tesisinden çıkan su yüzde 100 güvenli. Yıllardır
hiçbir problem yok. Ama o su, Görükle’nin en uç sokağındaki bir eve gelene kadar bu süreçte hangi
depodan geçiyor, hangi dağıtım ağı bunu sağlıyor, bütün bunların açıklıkla izlenebileceği bir
mekanizmanın kurulmasına ihtiyaç var. Burada Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne ve yerel yönetimlere
önemli bir işlev düşüyor” ifadelerini kullandı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner22