banner15
Öne Çıkanlar Büyükşehir İnovasyon İngiltere KORONAVİRÜS bursa son dakika

-Bayraktar, Ramazan öncesi fiyatları ve çiftçilerin taleplerini açıkladı…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
-“Ramazan nedeniyle tüm gözler gıda fiyatlarına çevrilmiştir.
Beklentimiz bütün kesimlerin sorumlu davranması, artan talebin
suiistimal edilmemesidir”
-“Ramazan’da çok tüketilen ürünlerde üretici market fiyatlarına
dikkat edilmesi, bunun takibinin yapılması gerekiyor. Biz, bu işin
takipçisi olacağız”
-“Spekülasyona fırsat verilmemeli, tedbirler zamanında alınmalıdır”
-“Üretici, hal, pazar ve market fiyatlarını takibe devam ediyoruz.
‘Ramazan fırsatçılığı yapılmasın’ diyoruz”
-“Ramazan ayı öncesinde üretici ve market fiyatları arasındaki farkı
en fazla yüzde 559,3 ile lahanada görüldü”
-“Ette üreticimizi besilik canlı hayvan ve yem fiyatlarındaki artış olumsuz
etkilemektedir. Bu fiyatları da tetikleyen döviz kurundaki yükseliştir”
-“Bu yıl ve geçen Ramazan öncesi arasında dana eti fiyatlarındaki
artış enflasyonun çok altında kalmıştır. Üreticide kuzu eti fiyatı
yüzde 24 artarken, dana etindeki fiyat artışı yüzde 4,5 oldu.
Tüketicide ise kuzu etinin fiyatı yüzde 25 artarken, dana eti fiyatındaki
artış ise yüzde 2,7’de kaldı”
-“Her zaman dile getiriyoruz, besilik dana ve özellikle yem maliyetlerinde
düşüş sağlanmadan et fiyatlarını indirmek mümkün değildir”
-“Hazineye ait arazilerde ecrimisil ödeyerek tarımsal üretim yapan
çiftçilerimizin çiftçi kayıt sistemine (ÇKS) kayıt yaptırabilmelerinin yolu
açılmalıdır”
-“İntikal işlemlerini hızlandırmak için, 15 Mayıs 2018 tarihine kadar
uzatılan ‘miras kalan tarım arazilerinin intikal işlemleri esnasında alınan
tapu harcı muafiyeti’ devam ettirilmelidir”
-“Çiftçilerimize verilen doğrudan destekler, Tarım Kanununda
öngörüldüğü gibi gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 1’ine çıkarılmalıdır”
-“Tarımsal desteklerden alınan yüzde 2-4 stopaj kesintisi kaldırılmalıdır”
-“Çiftçilerimizin 2 bin liranın üzerinde vadesi geçmiş vergi, tarımsal
amaçlı sulamada kullanılan elektrik, sulama işletme ve bakım ücreti,
su kullanım hizmet bedeli borçlarının desteklerden kesilmesi
uygulamasından vazgeçilmelidir”
-“Tarımda kullanılan elektrik, tohum, fide ve ilaçtan alınan KDV
sıfırlanmalı, elektrikteki enerji fonu ve TRT payı kaldırılmalıdır.

Hayvancılık işletmelerinde kullanılan elektriğe tarımsal sulama abone
grubu tarifesi uygulanmalıdır”
-“Çiftçimizin düşük faizli kredi talebi karşılanmalı, tarımsal kredilerde
kredi masrafları alınmamalı, sigorta mecburiyeti kaldırılmalıdır”
-“Çiftçilerimize yeni finansman olanakları sağlanmalı, takibe düşmüş
kredi borçları faizsiz ve uzun vadeli olarak yapılandırılmalıdır”
-“Tarım sigortalarında primler çiftçimizin ödeyebileceği seviyelere
çekilmeli, sigorta kapsamı genişletilmelidir”
-“Tarım Bağ-Kurlularda aylık prim ödeme gün sayısı 25 günden, 2008
yılında olduğu gibi yeniden 15 güne indirilmelidir”
-“Çiftçilerimize, prim ödedikleri her yıl için 90 gün, 4 yılda 1 yıl hesabıyla
fiili hizmet payı, kamuoyunda bilenen ismiyle yıpranma hakkı
verilmelidir”
-“Hububatta müdahale alım fiyatı, üretici maliyeti dikkate alınarak,
üreticinin refahı da göz önünde bulundurularak makul bir fiyat olmalı
ve beklemeden bir an önce açıklanmalıdır ki çiftçimiz rahat
bir nefes alsın. Toprak Mahsulleri Ofisi, hızlı bir şekilde alıma başlamalı,
üreticimizi mağdur etmemelidir”
Ankara – 10.05.2018- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı
Şemsi Bayraktar, Ramazan nedeniyle tüm gözlerin gıda fiyatlarına çevrildiğini
bildirerek, “beklentimiz bütün kesimlerin sorumlu davranması, artan talebin suiistimal
edilmemesidir” dedi.
Bayraktar, Birlik merkezinde düzenlediği basın toplantısında Ramazan ayı
öncesinde üretici ve market fiyatlarını açıkladı, Ramazan ayında görülebilecek gıda
fiyat artışları konusunda uyarılarda bulundu.
Şemsi Bayraktar, 2007 yılından bu yana, Ramazan öncesi fırsatçılığa izin
verilmemesi konusunda çalışmalar yapan Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin, bu
Ramazan boyunca da üretici ve market fiyatlarını takip edeceğini, kamuoyunu
bilgilendirmeye devam edeceğini vurguladı.
Bayraktar, basın toplantısında ayrıca, hükümetin açıkladığı ekonomik paketle
ilgili görüşlerini belirtti ve çiftçilerin taleplerini dile getirdi.
-Ramazan öncesi değişimler-
Ramazan öncesi market fiyatlarına bakıldığında; 27 Nisan-8 Mayıs 2018
tarihleri arasında geçen 11 günlük süreçte 6 üründe fiyat değişimi görülmezken,
13 üründe azalma, 21 üründe ise fiyat artışı olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları
kaydetti:
“Kuru fasulye, iç fındık, süt, ayçiçeği yağı, toz şeker ve maydanoz fiyatında
değişim görülmezken, fiyat düşüşü markette yüzde 11,9 ile en fazla sivri biberde
meydana geldi. Sivri biberdeki fiyat düşüşünü yüzde 8,2 ile kabak, yüzde 8,1 ile
salatalık izledi.
Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 24,9 ile elmada oldu. Elmadaki fiyat
artışını yüzde 21,5 ile patlıcan, yüzde 18,3 ile lahana, yüzde 18,1 ile ıspanak takip
etti.
Üretici fiyatlarında ise; 11 günlük süreçte 17 üründe fiyat değişimi görülmedi. 6
üründe azalma, 9 üründe ise fiyat artışı meydana geldi.

Havuç, lahana, marul, maydanoz, yeşil soğan, elma, çilek, kuru fasulye, nohut,
kırmızı mercimek, yeşil mercimek, pirinç, kuru kayısı, kuru incir, iç fındık, zeytinyağı
ve süt fiyatlarında değişim olmadı.
Fiyat düşüşü üreticide yüzde 36,5 ile en fazla sivri biberde görüldü. Sivri
biberdeki fiyat düşüşünü yüzde 12,4 ile domates, yüzde 7,6 ile salatalık, yüzde 3,5 ile
kabak izledi.
Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 75,4 ile patateste meydana geldi.
Patatesteki fiyat artışını yüzde 50 ile ıspanak, yüzde 28,6 ile limon, yüzde 22,1 ile
patlıcan takip etti.”
-Aylık değişimlerin nedenleri-
11 günlük süreçte üretici ve marketlerde en fazla fiyatı düşen ürünün sivri
biber, fiyatı en fazla artan ürünün ise markette elma, üreticide patates olduğunu
belirten Bayraktar, “fiyatı artan ürünlere baktığımızda, patateste görülen artış rakamı
sizleri yanıltmasın. Nisan ayında piyasada eski ürün satılıyordu. Çukurova
Bölgemizde yeni başlayan hasat ile birlikte patates ve kuru soğanda yeni ürün
piyasaya girdi. Piyasaya giren yeni ürünün fiyatı, eski ürün fiyatının oldukça üzerinde
gerçekleştiği için fiyat farkı oluştu. Ispanak ve pırasada sezonun sonuna gelinmesi ile
birlikte fiyatlarda artış meydana geldi. Arzın depolardan sağlandığı limonda, arzdaki
daralma fiyatlara yansıdı. Üreticide fiyatı düşen ürünlere baktığımızda sivri biber,
domates, salatalık, kabak gibi ürünlerde artan hava sıcaklıkları nedeniyle
olgunlaşmanın hızlanmasıyla birlikte hasat edilen ürün miktarındaki artış fiyatları
düşürdü” diye konuştu.
-Bu yıl ve geçen yıl Ramazan öncesi fiyat değişimleri-
Bayraktar, market fiyatlarında, bu yıl ve geçen yılki Ramazan ayı öncesi
fiyatları karşılaştırdığımızda, 6 üründe azalma, 27 üründe ise fiyat artışı meydana
geldiğini belirtti.
Markette en fazla fiyat düşüşünün yüzde 12,4 ile domateste görüldüğünü
bildiren Bayraktar, şunları söyledi:
“Domatesteki fiyat düşüşünü yüzde 5,4 ile patates, yüzde 4,6 ile nohut izledi.
Buna karşılık, marketlerde fiyatı en fazla artan ürün yüzde 65,4 ile kuru incir
oldu.
Kuru incirdeki fiyat artışını yüzde 41,6 ile kuru soğan, yüzde 40,2 ile kabak,
yüzde 33,4 ile salatalık takip etti.
Bu yıl ve geçen yılki Ramazan ayı öncesi fiyatlarını karşılaştırdığımızda,
üreticide 3 üründe azalma, 26 üründe ise fiyat artışı oldu.
En fazla fiyat düşüşü üreticide yüzde 26,7 ile kırmızı mercimekte görüldü.
Kırmızı mercimekteki fiyat düşüşünü yüzde 20,1 ile kuru fasulye, yüzde 7,8 ile
yeşil mercimek izledi.
Buna karşılık, fiyatı en fazla artan ürün yüzde 104,4 ile salatalık oldu.
Salatalıktaki fiyat artışını yüzde 84,6 ile kuru incir, yüzde 83,6 ile elma, yüzde
72,7 ile kuru soğan takip etti.
Bilindiği gibi Ramazan ayları her yıl 10 gün geriye gelmektedir. Bundan dolayı
Ramazan öncesi iki tarihi karşılaştırmak, aynı dönemleri kapsamadığı için mevsimsel
etkilerle fiyat farklılıkları olabilir.”
“Dana eti fiyatlarındaki artış enflasyonun çok altında kaldı”-

Gıda tüketiminin arttığı Ramazan ayı, fiyatlarda yukarı yönlü bir baskıyı da
beraberinde getirdiğini vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:
“Bu yıl ve geçen yılki Ramazan ayı öncesi fiyatlarını karşılaştırdığımızda,
üreticide kuzu eti fiyatı yüzde 24 artarken, dana etindeki fiyat artışı yüzde 4,5’te,
tüketicide ise kuzu eti fiyatı yüzde 25 artarken, dana etindeki fiyat artışı yüzde 2,7’de
kalmıştır.
11 günlük sürede, tüketicide dana ve kuzu eti fiyatı yüzde 1,5, üreticide kuzu
eti fiyatı yüzde 1 artarken, dana eti fiyatı hemen hemen aynı kalmış, sadece 1 kuruş
azalmıştır.
Bu yıl ve geçen yılki Ramazan ayı önceleri arasında dana eti fiyatlarındaki
artış, enflasyonun çok altında kalmıştır.
Nisan ayı itibarıyla yıllık tüketici fiyat artışı yüzde 10,85 iken, dana etindeki
üretici fiyat artışı, enflasyonun yüzde 58,6, tüketicide yüzde 75 altında oluşmuştur.
Kuzu etindeki fiyat artışı ise enflasyonun üzerinde gerçekleşmiştir.
Ette üreticimizi besilik canlı hayvan ve yem fiyatlarındaki artış olumsuz
etkilemektedir.
Bu fiyatları da tetikleyen döviz kurundaki yükseliştir. Çünkü gerek yem
hammaddeleri gerekse besilik hayvan ithalatı döviz üzerinden yapılmaktadır.
8 Mayıs itibarıyla son bir yıllık dönemde Merkez Bankası dolar satış kuru,
yüzde 20,7 artarak 3,554 liradan 4,2894 liraya yükselmiştir.
-Yem fiyatlarındaki artış-
Nisan ayı itibarıyla son bir yılda yemlerden; buğday kepeğinde yüzde 28,9,
ayçiçeği tohumu küspesinde (ATK 28) yüzde 33,9, melasda yüzde 17,0, etanol
üretimi sırasında arta kalan mısır başta olmak üzere buğday ve arpa posasından elde
edilen yem olan DDGS’de yüzde 78,7, besi yeminde yüzde 24,4, buğday samanında
ise yüzde 49,1 oranında artış olmuştur.
Besilik hayvan fiyatlarında ise Et ve Süt Kurumu verilerine göre besilik canlı
dana fiyatlarında yüzde 30,9 artış yaşanmış, canlı kilogram fiyatı ortalama 19 lira 94
kuruşa çıkmıştır.
Her zaman dile getiriyoruz, besilik dana ve özellikle yem maliyetlerinde düşüş
sağlanmadan et fiyatlarını indirmek mümkün değildir. Maliyetler düşürülmeden daha
ucuza et talep etmek, üretimin sürdürülememesine, ahırların boşalmasına, zararına
besicilik yapılamayacağına göre üreticinin üretimden çekilmesine neden olur.
Bu durum da ilerde eti çok daha pahalı tüketmememize yol açar. Üretim
desteklenirse, et ve süt piyasasında istikrar sağlanırsa, et ithalatı söylemleriyle
üreticilerimiz tedirgin edilmezse kırmızı ette bir sorunumuz olmayacağı açıktır.
Üretimimiz artmaya devam eder.
Bunu gerçekleştiremezsek, geçmişte olduğu gibi çiftçimizin cebinde kalacak
milyarlarca doları yabancı ülkelerin çiftçilerine aktarmış oluruz. Hem çiftçimiz hem
ülkemiz kaybeder. Bu yüzden kırmızı et üretimimizi 1,5 milyon tonun üzerine
çıkarmalıyız. Bunun için de hem üretim hem de üretici desteklenmeye devam
edilmelidir. Ağırlıklı olarak fabrika yemi kullanan besicilerimize yem desteği
verilmelidir.”
-Üretici- market fiyat farkında lahana birinci-
Ramazan ayı öncesinde üretici ve market fiyatları arasındaki farkının yüzde
559,3 ile en fazla lahanada görüldüğünü dile getiren Bayraktar, şunları söyledi:
“Lahanadan sonra fiyat farkı sırasıyla, elmada yüzde 286,8, kuru kayısıda
yüzde 284,9, maydanozda yüzde 271,9, sivri biberde 263,6 oldu.
Ramazan ayında tüketimi artan ürünlerden kuru kayısının yanı sıra, kuru
incirde fiyat farkı yüzde 234,4, kuru üzümde fiyat farkı yüzde 147,2, sütte yüzde
231,2, yumurtada yüzde 47,1, dana etinde yüzde 58,7, kuzu etinde yüzde 50,5 oldu.
Yine Ramazan ayında kuru baklagillerde ve pirinçte tüketim artmaktadır. Bu
ürünlerdeki üretici market fiyat farkı, kırmızı mercimekte yüzde 249,9, kuru fasulyede
yüzde 210,8, yeşil mercimekte yüzde 161,4, pirinçte yüzde 66, nohutta yüzde 65,9
düzeyinde gerçekleşti.
Lahana 6,6 kat, elma 3,9 kat, kuru kayısı 3,8 kat, maydanoz 3,7 kat, sivri biber
3,6 kat, kuru incir 3,3 kat, süt 3,3, kuru üzüm 2,5 kat, pirinç 1,7 kat, baklagillerden
kırmızı mercimek 3,5 kat, kuru fasulye 3,1 kat fazlaya tüketiciye satılmaktadır.
Üreticiden 25 kuruşa alınan lahana markette 1 lira 65 kuruşa, 1 lira 23 kuruş
olan elma 4 lira 76 kuruşa, 35 kuruş olan maydanoz 1 lira 30 kuruşa, 76 kuruş olan
sivri biber 2 lira 77 kuruşa tüketiciye ulaşmaktadır.
Ramazan ayında tüketimi artan ürünlerden, 9 lira olan kuru kayısı 34 lira 64
kuruşa, 12 lira olan kuru incir 40 lira 13 kuruşa, 5 lira 50 kuruş olan kuru üzüm 13 lira
60 kuruşa, 3 lira 52 kuruş olan pirinç 5 lira 84 kuruşa, 2 lira 3 kuruş olan kırmızı
mercimek 7 lira 10 kuruşa, 3 lire 21 kuruş olan yeşil mercimek 8 lira 39 kuruşa, 3 lira
26 kuruş olan kuru fasulye 10 lira 13 kuruşa, 1 lira 38 kuruş olan süt 4 lira 57 kuruşa,
28 lira 86 kuruş olan dana eti 45 lira 79 kuruşa, 40 lira 83 kuruş olan kuzu eti 61 lira
46 kuruşa, 29 kuruş olan yumurta 43 kuruşa satılmaktadır.
Üretici-tüketici fiyatları arasındaki makas bir türlü kapanmamaktadır.
Pazarlamadaki sorunlar nedeniyle üretici düşük fiyata ürün satarken, tüketiciler de
daha pahalıya ürün tüketmek durumunda kalmaktadır.”
-Ramazan ayında yaşanabilecek fiyat hareketlerine yönelik uyarılar-
Üreticilerin bin bir emekle ürettikleri üründen yeterli gelir elde etmeleri ve
tüketicilerin de bu ürünleri makul fiyatlarla tüketebilmelerinin en büyük temennileri
olduğunu vurgulayan Bayraktar, Ramazan ayında yaşanabilecek fiyat hareketlerine
yönelik şu uyarılarda bulundu:
“Halkımızın Ramazan ayında makul fiyatlardan ürün tüketebilmesi için en
azından bu dönemde çok tüketilen ürünlerdeki üretici market fiyatlarına dikkat
edilmesi, bunun takibinin yapılması gerekiyor. Biz, bu işin takipçisi olacağız.
Ramazan ayının başlamasına sayılı günler kala tüm gözler gıda fiyatlarına
çevrilmiştir. Beklentimiz bütün kesimlerin sorumlu davranması, artan talebin suiistimal
edilmemesidir. Tüketicilerimizin yeterli ve güvenilir gıdaya uygun fiyatla erişebilmesi
hepimizin dileğidir. Spekülasyona fırsat verilmemeli, tedbirler zamanında alınmalıdır.
Üretici, esnaf, halk, Ramazan ayını dört gözle beklemektedir. Tüm taraflar
Ramazan ayının anlam ve önemine yakışır şekilde hareket etmeli, halkımız mağdur
edilmemelidir. Gıda denetimleri artırılmalı, halkın sağlığıyla oynanmasına izin
verilmemelidir. Ramazan yaklaşırken üretici, hal, pazar ve market fiyatlarını takibe
devam ediyoruz. “Ramazan fırsatçılığı yapılmasın” diyoruz. Tüketicilerimizin yeterli ve
güvenilir gıdaya uygun fiyatla erişebilmesinin sağlanmasını istiyoruz.
Üreticiden tüketiciye varıncaya kadar bu hususta gereken hassasiyeti
göstermeyenler öncelikle karşılarında bizi bulacaklardır. Bundan kimsenin kuşkusu
olmasın. Ramazan ayı boyunca yapacağımız ve piyasaların nabzını tutacağımız

çalışmaları da sizlerle paylaşıp, üretici ve tüketici fiyatlarını kamuoyunun dikkatine
sunacağız.”

-Ekonomik paket-
30 Nisan 2018’de yapılan Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında Başbakan
Binali Yıldırım tarafından açıklanan ve TBMM’de görüşmeleri devam eden paketle
ilgili de bir değerlendirme yapan Bayraktar, şunları söyledi:
“Pakete, çiftçimiz açısından baktığımızda, vergi ve Sosyal Güvenlik prim
borçlarının yapılandırılmasını olumlu buluyoruz.
Son 3 yıldan beri ecrimisil ödeyerek Hazine arazisini kullanan çiftçilerimizin, bu
arazileri kullanmaya devam etmesi, 10 yıl sonra isterlerse yarı bedeline satın
alabilmesi veya kullanma anlaşmasını 10 yıl daha yenilemeleri kararları da binlerce
çiftçimizin mağduriyetini giderecek kararlardır.
Yine de ecrimisil kararı eksik kalmıştır. Sayın Başbakan da açıklama
yaparken, “bunlar desteklerden yararlanamıyorlar” demiştir. Nitekim, Hazineye ait
arazilerde ecrimisil ödeyerek tarımsal üretim yapan çiftçilerimiz çiftçi kayıt sistemi
olan ÇKS’ye kayıt yaptıramamaktadır. Bu çiftçilerimiz, tarımsal desteklerden
yararlanamıyor, tarım sigortası yaptıramıyor, Hazine destekli düşük faizli Ziraat
Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri kredilerini kullanamıyor, Toprak Mahsulleri
Ofisi’ne de ürün satamıyor.
Mirasçıları adına intikali yapılmamış veraseten iştirakli tarım arazilerinde ise
varis olan çiftçilerimiz muvafakatname veya gerektiğinde taahhütname düzenleyerek
ÇKS başvurusu yapabilmektedir. Ancak, varislerden birinin itirazı durumunda o
arazinin ÇKS’ye kaydı yapılamamaktadır. Bundan dolayı, bu durumdaki arazilerin
büyük bölümünün ÇKS kaydı yoktur. Bu çiftçilerimiz de ecrimisil ödeyerek tarım
yapan çiftçilerimiz gibi desteklerden, düşük faizli kredilerden yararlanamıyor, tarım
sigortası yaptıramıyor, TMO’ya ürün veremiyorlar. Bunun için intikal işlemlerinin
tamamlanması önem arz etmektedir.”
-Çiftçinin talepleri-
Bayraktar, basın toplantısında, çiftçilerin taleplerini de dile getirdi.
“Çiftçilerimizin taleplerini madde madde sıralarsak, şunları söylemek
mümkündür” diye Bayraktar, şöyle konuştu:
“Hazineye ait arazilerde ecrimisil ödeyerek tarımsal üretim yapan çiftçilerimizin
çiftçi kayıt sistemi ÇKS’ye kayıt yaptırabilmelerinin yolu açılmalıdır.
İntikali yapılmamış arazilerde intikal işlemlerini hızlandırmak için, 15 Mayıs
2018 tarihine kadar uzatılan “miras kalan tarım arazilerinin intikal işlemleri esnasında
alınan tapu harcı muafiyeti” devam ettirilmelidir.
2 B arazilerinin, tarım arazisi olarak korunması kaydıyla çiftçimize satışında
rayiç bedel, tarımsal arazi rayiç bedeli üzerinden belirlenmelidir.
Çiftçilerimize verilen doğrudan destekler, Tarım Kanununda öngörüldüğü gibi
gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 1’ine çıkarılmalıdır.
Tarımsal desteklerden alınan yüzde 2 ile yüzde 4 arasında değişen stopaj
kesintisi kaldırılmalıdır.
Çiftçilerimizin 2 bin liranın üzerinde vadesi geçmiş vergi, tarımsal amaçlı
sulamada kullanılan elektrik, sulama işletme ve bakım ücreti, su kullanım hizmet
bedeli borçlarının desteklerden kesilmesi uygulamasından vazgeçilmelidir.

Tarımda kullanılan elektrik, tohum, fide ve ilaçtan alınan KDV sıfırlanmalı,
elektrikteki enerji fonu ve TRT payı kaldırılmalıdır.
Hayvancılık işletmelerinde kullanılan elektriğe tarımsal sulama abone grubu
tarifesi uygulanmalıdır.
Çiftçimizin düşük faizli kredi talebi karşılanmalı, tarımsal kredilerde kredi
masrafları alınmamalı, sigorta mecburiyeti kaldırılmalıdır.
Çiftçilerimize yeni finansman olanakları sağlanmalı, takibe düşmüş kredi
borçları faizsiz ve uzun vadeli olarak yapılandırılmalıdır.
Dekar başına 1 liradan 5 liraya yükseltilen yeraltı suyu kullanım ücreti yeniden
1 liraya düşürülmelidir.
Üreticilerimize kullandıkları yem için fatura karşılığında belli bir miktar destek
verilmeli veya yemi Tarım ve Kredi Kooperatifleri/üretici örgütleri kanalıyla uygun
fiyattan temin edebilmelerine imkan sağlanmalıdır.
2017 yılında olduğu gibi, 2018 yılında da doğal afetlerden zarar gören
çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçları
ertelenmelidir.
Tarım sigortalarında primler çiftçimizin ödeyebileceği seviyelere çekilmeli,
sigorta kapsamı genişletilmelidir.
Tarım Bağ-Kurlularda aylık prim ödeme gün sayısı 25 günden, 2008 yılında
olduğu gibi yeniden 15 güne indirilmelidir.
Çiftçilerimize, prim ödedikleri her yıl için 90 gün, 4 yılda 1 yıl hesabıyla fiili
hizmet payı, kamuoyunda bilenen ismiyle yıpranma hakkı verilmelidir.
Kadın çiftçilerimizin, sigortalı olmadan önce gerçekleşen doğum nedeniyle
hizmet borçlanması yapabilmesi sağlanmalıdır.
Çiftçilerimize muafiyette geçen süreler için borçlanma imkanı verilmelidir.”
-Hububat müdahale alım fiyatı-
Bu arada arpa hasadının Çukurova ve Güneydoğu’da kimi yerlerde başladığı
bilgisini veren Bayraktar, “önümüzdeki günlerde arpa hasadı yaygınlaşırken,
buğdayda da hasat başlayacaktır. Çiftçimizin gözü kulağı, hububat müdahale alım
fiyatındadır. Müdahale alım fiyatı, üretici maliyeti dikkate alınarak, üreticinin refahı da
göz önünde bulundurularak makul bir fiyat olmalı ve beklemeden bir an önce
açıklanmalıdır ki çiftçimiz rahat bir nefes alsın. Toprak Mahsulleri Ofisi, hızlı bir
şekilde alıma başlamalı, üreticimizi mağdur etmemelidir” dedi.
-Basın mensuplarının soruları-
Toplantıda basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Bayraktar, şunları
söyledi:
“Geçen yıl Ramazan ayı ile kıyasladığımızda kırmızı et fiyatında çok fazla artış
görünmüyor ancak Ramazan ayı boyunca takip etmemiz lazım. Ramazan başı, ortası
ve sonu olmak üzere fiyatları alacak ve takibini yapacağız.
Biz girdimizi ne ile temin ediyoruz? Yerli üretimle değil, çoğunu ithalatla temin
ediyoruz. Mazot başta olmak üzere dolar kurunun artması girdi maliyetlerini
artıracaktır, artırmaya da başlamıştır. Özellikle et fiyatları ile ilişkilendirdiniz. Bizde bu
manada 2018 bütçesi oluşturulurken başta mazot olmak üzere diğer bütün
girdilerimizde desteklerin artmasını talep ediyoruz. Bir kısmında da vergi muafiyeti
istiyoruz. Verilen desteklerin de artmasını talep ediyoruz. Kur artışı böyle devam
ederse sektörü olumsuz şekilde etkileyecektir. Zaten problemlerimiz maliyetle alakalı

problemler. Bir taraftan yapısal sorunların getirdiği maliyetler var. Örneğin,
arazilerimiz fevkalade parçalı. Parçalı işletmelerde üretim yapıyoruz. Sulama
yapamadığımız işletmelerimiz var. Bunlar başlı başına bir maliyet. Bunun dışında
örgütlenme sorunu var, pazarlamada sıkıntılar yaşıyoruz. Tabii örgütlenme güçlü
olmayınca planlama da yapılamıyor.
Bu ülkeyi besliyoruz. Sadece bu ülkenin gıda güvencesini sağlamıyoruz, 5
milyon mülteciyi de besliyoruz. 17 milyar dolarlık gıda ve tarım ürünleri ihracatı
sağlıyoruz. Çiftçimiz bu koşullarda büyük işler yapıyor bu ülkede. Dolayısıyla biz
çiftçinin kıymetinin yeterli ölçüde bilinmesini istiyoruz. Çiftçimizin yaptığı işin öneminin
kavranmasını istiyoruz. Sadece hükümetlerin değil kamuoyunun da bunları bilmesi
çok önemli. Sofralarda bir şey eksik bırakmıyoruz. Ramazan'a giriyoruz göreceksiniz
Ramazan’da da sofralarda hiçbir şey eksik kalmayacak. Sofraları donatıyoruz.
Çiftçimiz üretmeye, halkımızı beslemeye devam ediyor. Çiftçimizin kıymeti iyi
bilinmelidir. Yalnızca hükümetler değil kamuoyu da iyi bilmelidir.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner22

banner1

banner21